Anasayfa Biyografi Eserlerim Dökümanlarım Sergilerim Galeri İletişim

EROL DENEÇ

Resim yapan TÜRK DOĞU’dan bize ulaşan bir ışık: Erol Deneç. Onun kişiliğinde burada tüm DOĞU’yu konuk ediyoruz. Deneç’in yapıtlarında kullandığı biçemler gizemlerle doludur; o bu gizemleri resimlerinin her karesinde mikroskop altında işlenmişçesine net ayrıntılarla, esinin ve ümitsizliğin oluşturduğu bir labirent gibi işler (buradaki ümitsizlik sanata yeterli önemi vermeyen bu dünyaya duyulan ümitsizliktir); ve onun kendi dünyası, ustaca kesilmiş bir kristalin yüzeylerinden dağılan ışınlar gibi bu gizemlerde belirir.

DOĞU insanın ruhu demektir, insanın kişiliğinin merkezi, insanlığın gelişimini sağlayan ışığın ortaya çıktığı yerdir ve insanın ruhsal gelişimi de bu ışığa ne denli yaklaştığına bağlıdır. Yaratıcı insan da DOĞU demektir (*) ve kültür tüm toplumlara DOĞU’dan gelmiştir. İzleyici, Erol Deneç’in resimlerine baktığında bu eski mirasın izlerini, birkaç dakika içinde farkedecektir. Bunlar bizi Eskiçağ’ın filozoflarına ve Tanrı’yı arayan bilgilerine götüren izlerdir; insanlık, kendi görüşleriyle başbaşa, inzivaya çekilmiş bu bilgi ve filozoflarla başlamıştır ve onlar insanı yeni bir göreve çağırmışlardır; bu görev ruhtaki doğaüstü gücün, ruhun uçsuz bucaksız büyüklüğünün tanınması yolundadır.

Erol Deneç’ suskun bir insandır, o yalnızca resimleriyle, ya da kemanıyla dile getirdiği halkının eski ezgileriyle konuşur; bu ezgilerle doğup büyüdüğü diyara sıkıca bağlanır ve kök saldığı bu yerleri bizlere de gösterir, onun bu köklerine bizler de katılırız. Sanat geriye bakmak demektir; başlangıca, geçmişe yolculuk, öze inmek demektir.

Bu başlangıcın çok uzağındaki bizler, eski ezgileri yeniden duyabilmek için sesinkaynağına koşuyoruz. Geçmişe bakmadan sanat olmayacağını biliyoruz.

Bu geçmişe bakış, “bugün”den kaçmak demektir, ve sonra “arkaya dönüp bakmamak”tır; Sodom ve Gomorra’dan kaçarken Tanrı’nın buyruğuna uymayıp, yapmaması gerekeni yapan ve arkasına dönüp bakan; arkasına dönüp baktığı anda taşlaşan Hz. Lût’un karısı gibi gazaba uğramamak, aksine kurtuluşun bulunduğu mağaradaki meleğe doğru koşmaktır (Başlangıç’ta olmak için).

Birçokları derler ki insanlar yıldızlara uçuyorlar ve zannederler ki bu yeni birşey ama bilecekler ki oradan da insanlar buraya geliyorlar.

Güneşin altında “yeni birşey” mi var?
Güneşin üstümüze doğması ve bizim ona huzurla yönelmemiz bize yeter.

Ernst FUCHS 

  Tüm Hakları Saklıdır. Erol Deneç grafikers.net